Ne zaman yazmak istesem, hep güzel şeylerden bahsetmek
istiyorum ama olmuyor! Görmezden gelemiyorum birçok şeyi ve bu benim ruh halimi
sarsıyor, depremler yaşıyorum kendi içimde!
Beynim bu sarsıntılara dayanamaz hale geldi, bu gün, ya da yarın çıldırırsam şaşırmayın! Yalnız ben miyim, çıldırmak üzere olan, biliyorum ki bu sayı milyonlara ulaştı, belki de aştı bile!
Bu kadar genç yaşta ölümler, bu kadar ekonomik sıkıştırmalar, bu kadar dayatma, Saddam’ın Irak’ında bile yoktu belki de! Varsa bile adı belliydi, diktatör rejimiydi! Yani en başta duran ne isterse, onun dediği olur, onun için iyi, güzel olan şey, iyidir, hoştur, diğerlerinin yorumuna bile gerek duyulmazdı!
Ben bu ülkede yaşananlara, yaşatılanlara hiçbir anlam yükleyemez oldum. Bunun bir açıklaması varsa ve bu açıklamayı bilenler yapmıyorsa, ellerim kıyamet günü yakasında olacak!
Beynim bu sarsıntılara dayanamaz hale geldi, bu gün, ya da yarın çıldırırsam şaşırmayın! Yalnız ben miyim, çıldırmak üzere olan, biliyorum ki bu sayı milyonlara ulaştı, belki de aştı bile!
Bu kadar genç yaşta ölümler, bu kadar ekonomik sıkıştırmalar, bu kadar dayatma, Saddam’ın Irak’ında bile yoktu belki de! Varsa bile adı belliydi, diktatör rejimiydi! Yani en başta duran ne isterse, onun dediği olur, onun için iyi, güzel olan şey, iyidir, hoştur, diğerlerinin yorumuna bile gerek duyulmazdı!
Ben bu ülkede yaşananlara, yaşatılanlara hiçbir anlam yükleyemez oldum. Bunun bir açıklaması varsa ve bu açıklamayı bilenler yapmıyorsa, ellerim kıyamet günü yakasında olacak!
Ülke yönetiminin başında bulunanlar ve onların taraftarları gayet hayatlarından memnun gibi duruyorlar veya öyle görünüyorlar. Onların karşısında olanlar da, yani sözüm ona muhalifler de, kendilerince bir şeyler yapmaktalar fakat ne yaptıklarını bilmiyorlar sanırım.
Haberlerde ve söyleşilerde bol miktarda ağız dalaşına şahit oluyoruz. Laf üretmek üzerine kurgulanmış bir senaryonun parçaları dolduruyor ekranları ve gazete sayfalarını. Haber kanalları böyleyken, diğer kanallarda durum daha da içler acısı, eğlenceler, gırgır programları ve elbette ki hayatımızın en önemli parçalarından birisi, ekmek gibi, su gibi, dizilerimiz.
Yani ülke ne durumda anlamak mümkün değil!
Hani bir ülke için bazı benzetmeler yapılır, yaşanılası bir yer diye, böyle bir şey söylemek mümkün müdür?
Evine icra gitmeyen birey neredeyse kalmamış durumda, maaşına haciz konulmamış çalışan parmakla sayılacak kadar az, şehidi olmayan köy, kasaba, ilçe, il, semt, mahalle, cadde, sokak neredeyse kalmadı!
Turizm reklamlarında bol miktarda güvenden bahsedilen bir ülkeden bahsediyoruz ama her an bir canlı bomba veya araç patlayabilir sağınızda veya solunuzda! En büyük Mehmet bizim Mehmet diye şen şakrak yolladığımız delikanlılar, dağlarda veya bindikleri taşıma araçlarında katledilebiliyor!
Hani bir ülke için bazı benzetmeler yapılır, yaşanılası bir yer diye, böyle bir şey söylemek mümkün müdür?
Evine icra gitmeyen birey neredeyse kalmamış durumda, maaşına haciz konulmamış çalışan parmakla sayılacak kadar az, şehidi olmayan köy, kasaba, ilçe, il, semt, mahalle, cadde, sokak neredeyse kalmadı!
Turizm reklamlarında bol miktarda güvenden bahsedilen bir ülkeden bahsediyoruz ama her an bir canlı bomba veya araç patlayabilir sağınızda veya solunuzda! En büyük Mehmet bizim Mehmet diye şen şakrak yolladığımız delikanlılar, dağlarda veya bindikleri taşıma araçlarında katledilebiliyor!
Her gün yeni bir umutla başlıyor yaşam, yaşam tezgâhları kuruluyor hayat denen pazarlarda ama gelin görün ki, durum hiç de istenilen şekilde ilerlemiyor. Tüm iyi niyetlerin boğazlandığı bu topraklarda hiçbir şey eskisi gibi değil!
Eskiden her türlü enflasyona rağmen, esnaf bu kadar dar boğaza düşmezdi! Düştüğü her durumda yeni bir çırpınışla ayağa kalkar, üzerindeki tozları çırpar ve yaşamına devam ederdi. Şimdilerde yere düşen esnafın kafasına sıkılmakta! Aynen eski zamanlarda, ayağı kırılan atların sonuna benzedi esnaf ve ticarethane sahiplerimiz!
Eskiden de şehitler verilirdi, aynı senaryo üzerinden oynanırdı oyunlar ama hiç bu kadar olmazdı!
Hiç bu kadar abartılmamıştı!
Hani bölücüler utanmasalar, tanklarla ve hatta uçaklarıyla dolaşacaklar ama Allah’tan utangaç insanlar! Bu kadarına da gerek yok diyor gibiler!
Tarafsız bir gözle bakıyorum tüm yaşananlara, tarafsız olmak için çırpınıyorum, yanlış anlaşılmaktan korkuyorum en çok! İnsanlık ne çekmişse bu güne kadar, korkularından çekmiştir belki ama yine de korkuyor “um”dum!
Artık ne olacaksa olsun istiyorum, sessizce yaşayıp bir böcek gibi öleceğime, yiğitçe konuşup, adam gibi defnedilmek istiyorum!
Kim ne düşünürse düşünsün, ben düşündüklerimi yazmaya ve konuşmaya, bildiğim doğruları söylemeye bu andan itibaren başladım! İnandığım gibi yaşayacağım, yaşadığım gibi de öleceğim!
Kırmızıçizgilerimizi çizmemizin vakti çoktan gelmiştir!
Bu yazıyı paylaşır mısınız, paylaşmaz mısınız orasını bilemiyorum ama okuduysanız bana o da yeter, teşekkür ederim…
Ozan Muhammet CANDAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder