8 Eylül 2016 Perşembe

Şahin Tepesi

İş dünyası içinde olduğumu ve her gün yeni bir umutla uyandığımı, her akşam umutlarımı dar ağacında sallandırıp, ertesi gün yeni umutları vizyona koyduğumu sanırım anladınız...

Karmaşık bir kişiliğe sahip olup çıktım! İnsanları boş verin, kendimi bile analiz edemiyorum son yıllarda, son yıllarda diyorum artık günleri, ayları aştım, geliştim ben, öyle geliştim ki keşfedilemez sınırlara sahibim.

Peki, bu sadece benim sorunum mu, bütün toplumun genel sorunu, yöneticisinden ahalasine kadar hepimiz bu durumdayız veya bu duruma doğru gidiyoruz. Ne zaman ne olacağı hiç belli değil hayatımızda. Sürprizlere açık bir hayatımız var hiç birimizin beklediği yaşam tarzı bu değildi biliyorum...

Bu hayata karşı ne gibi önlemler alabiliriz, ne yapabiliriz gerçekten onu da bilmiyorum. Fark ettiyseniz fazlaca bilmiyorum kelimesi kullanıyorum son yazılarımda, insanlara bildiklerini bile unutturabilen yaşamlar sokuldu!

Sokuldu ağır mı kaçtı, önemli değil, gerçekleri dillendirmek gerekiyor...

Hangimiz istediğimiz hayatı yaşayabiliyoruz? Hangimizin hayalleri veya istekleri önemli ki tepedekiler için. Şahin tepesinden, ovada yaşananlar çok mu önemli? Onlar çıkar televizyon kanallarından bir kaç damla bal damlatırlar ovadakilerin ağzına ve geçip arka tarafa kasadaki bloklar düzgün duruyor mu, onu kontrol ederler!


Bakarlar ki bloklar düzgün ama hala istedikleri sayıda değil, sayıyı arttırmak için ne gerekiyorsa onu yaparlar, hani ecnebidir, yahudidir gibi örnekler verilir, onların acımasızlığı anlatılır bazı hikayelerde sizlerin de duymuşluğu vardır, inanın şahin tepesinden ovadakilere bakış açısı o anlatılanlardan bile daha kötü...

Ovadakiler için hiç bir şey yapılmaz, yapılırmış gibi görünür, gösterilir ama yapılmaz, yaparlarsa kıyamet kopabilir, yanlış anlamayın, normal kıyamet değil, şahin tepesine kuş bakışı bakanlar var işte onlar müsaade etmezler..!

Yapacak çok fazla bir şey yok, bir savaşta olduğumuzu düşünelim, karşımızdakilerde, uçaklar, roketler, uzun menzilli her türlü silahlar ve hatta kimyasal silahlar olsun, bizim elimizde de hiç bir şey olmasın, ne yapabiliriz? 


Sadece ölmemek için, kafamızı bir yerlere sokmaya çalışırız, durum bundan ibaret...

Abartmıyorum, gerçekten durum böyle. Tek yapmamız gereken, kursağımıza giren bir lokma ekmeğe, boğazımızı ıslatacak bir kaç damla suya şükretmek..!

Bunun dışında bir şey yapmaya çalıştıysan veya çalışıyorsan, hapı yuttun demektir...

Sokayım böyle hayata...









 















Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Özgürlük

  Önce kocaman bir yürek taşıyacak Sonra uğrunda savaşacaksın, Sende yoksa o yürek Boşuna sesini yükseltip bağırmayacaksın! Bu yol bildiğin ...