Her gün nasıl bir hayat yaşadığını sorgulamak yerine, bize nasıl bir hayat verildiğini incelesek, daha yerinde olacak kanısındayım...
Hepimizin hayatıyla ilgili şikayetleri vardır ve bunun bir sonu gelmez, sürekli sorgularız, ölçeriz, biçeriz, tartarız, sanki elimizde hayatımızı veya yaşadıklarımızı değiştirebilecek bir güç varmış gibi...
Sonuçta nereye varırız, kocaman bir boşluk, uzun ve dolambaçlı yollar arasında savrulur durur düşüncelerimiz. Düşünce deyince, çok da düşünmemek lazım derim sürekli kendime ama düşünmekten de geri kalmam her nedense...
Çoğumuzun ortak yönü budur sanırım, düşünmek...
Düşünmek iyidir, hoştur ama bir o kadar da boşluktur, bunu da iyi bilmek ve bellemek gerek... Adımızı nasıl biliyorsak, bunu da mıhlayalım beynimize, mıhlayalım ki unutmayalım. Çok düşünen gördüm, sonunda bir yere varamayan, varamadığı gibi, akıl oyunları içinde yok olup gidiveren.
Bazılarına göre kadercilik demektir, belki şu an yazacaklarım, evet, bir kaderciyim, en azından zorlamıyorum gemiyi, akıntının tersine doğru yüzdürmek için...
Denemedim mi, çok denedim ama gördüm ki, her seferinde olmayacak işlerle boğuşup duruyorum, bıraktım akıntıya kendimi daha bir keyifli oldu hayat, en azından tersine çevirmeye çalışmaktan daha az yorucu olduğu kesin...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder