11 Ekim 2011 Salı

Anlatabiliyor muyum?


Bu sabah, bulanık düşlerden sıyrılmış olmanın rahatlığını hissetti, her gün uyandığı yatağından çıkarken. Hiç böylesi duygular yaşamamıştı önceden. Uzaklaştı, gidebileceği son noktaya, farklı bir dünyaya adım atıyordu.

Nefes almanın güçlüğünü, kalp krizi geçirenlere sormak gerek. Ancak onlar anlatır, aslında kolaylıkla yaptığımızı düşündüğümüz o işin, ne kadar zor ve zahmetli olduğunu. Hayat güzeldir fakat, onun içinde bir sandal olabilmek zor, bunu ancak, sandalı veya sandalları battığında anlar insan…

Anlamak deyince, gerçekten anlamak nasıl bir şeydir?

Anladığınızı ve anlaşıldığınızı düşündüğünüz zamanlar olmuştur olmasına da, anlaşılmazlığın ortasında, anlaşılır olabilmek kadar, garip bir durum olamaz!

Geçiş yaptığı dünyanın zifiri karanlıklarında, korkak yüreğiyle adımlarken, esrarengiz tılsımlardır aklında yaşattığı mutluluk ve huzur, aslında sadece aklımızda yaşattıklarımız değil midir, gerçek yanımız?

En sevdiklerini doldurup sırt çantana, çıkabiliyorsan uzun ve zorlu maceralara, işte o zaman, sen kendini yeni keşfeden bir bilge cehaletliğine adım atmış olursun.

Yanarsın cehennem sıcaklığında, kimse duymaz feryatlarını, sadece bir duyan vardır ama sen de onu göremezsin. Ne yana baksan oradadır, ne tarafa gitsen karşında. Figüranların ortasında yaşasaydın, neler hissederdin, figüran olmanın ezikliğini, beyaz perde arkasında saklanan oyuncudur en iyi yaşayan.

Oyuncu olmak mıdır, doğru olan, gerçekçilik mi? Oyunu kuralına göre oynamak mıdır, zor olan? Zorlukları oyuna uydurmak mı?


Ozan Muhammet Candan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Özgürlük

  Önce kocaman bir yürek taşıyacak Sonra uğrunda savaşacaksın, Sende yoksa o yürek Boşuna sesini yükseltip bağırmayacaksın! Bu yol bildiğin ...